ŞİDDET VE İSTİSMAR ÜZERİNE

10 Temmuz Dünya Hukuk Günü’nü geride bıraktık. Büyük ihtimalle benim gibi birçoğunuz da bu günden yeni haberdar oluyorsunuz. İsmi bize evrensel olduğunu düşündürse de dünyada bununla ilgili pek de kaynak yok. En azından ben sadece 10 Temmuz 1967 tarihli Resmi Gazete’de bir Bakanlar Kurulu kararı olduğunu öğrenebildim.

Karar sayısı: 6/ 8479

10 Temmuz’un memleketimizde Dünya Hukuk Günü olarak ilan edilmesi; Dışişleri Bakanlığı’nın 23/6/1967 tarih ve 751.231-EMYK/2-307 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca 5/7/1967 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Fakat ben bu günle ilgili ülkemizde de herhangi bir kutlamaya rastlamadım. Ki zaten bunca hukuksuzluğun olduğu, adaletin maalesef tam anlamıyla yerini bulamadığı şu dönemde böyle bir kutlama pek yerinde olmazdı.

Sizlerin de her gün internetten, televizyondan takip edebildiği üzere bilhassa hayvanlara uygulanan şiddet ve çocuk istismarı haberlerinin sıkça önümüze çıktığı bir dönemden geçiyoruz. ‘’Geçiyoruz’’ diyorum çünkü bu kabusun geçeceğine inanmak istiyorum. ‘’Kabus’’ diyorum çünkü zevk için parçalanan hayvancağızlar, tecavüze uğrayan küçücük çocuklar uykularıma giriyor, uyuyamıyorum.

İşte tam da bu kabuslardan gördüğüm bir gecenin sabahında değerli Adli Tıp Profesörü Sevil Atasoy’un Hürriyet Gazetesi’ne vermiş olduğu bir röportaja rastladım. ‘’ Bir yanda ayakları kesilen, gözleri oyulan köpekler… Çuvallara doldurulup çöpe atılan, yakılan kediler… Diğer yanda kaçırılan, tecavüz edilen, açlıktan ölüme terkedilen çocuklar… Bu vahşet birbiriyle ilintili mi? Kimler tecavüze daha yatkın? Çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz? İdam cezası, kimyasal kastrasyon çare mi? Dünya nasıl yapıyor? ‘’ gibi birçok soruya cevap veriyor Atasoy.

Siz bu röportaja linkten ulaşabilirsiniz. Fakat ben bu röportaj vesilesiyle sizi başka bir yere götüreceğim; MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 22-24 Mart 2018 tarihlerinde düzenlenen III. Ulusal Şiddeti Anlamak Kongresi’ne. Zira bu kongrede tüm bu istismarların temeline yani şiddete ışık tutulmuş, konu birçok açıdan ele alınmıştı. Bu sebeple ben de sizlerle aldığım notlar çerçevesinde bir şeyler paylaşmak istedim.

Benim katıldığım gün ilk sunum Prof. Dr. Oğuz Polat’a aitti. Kendisi 1992 yılında Çocuğu İstismardan Koruma ve Rehabilitasyon Derneğini kurmuş ve 2010 senesinde dernek kapanana kadar başkanlığını yapmış.  UNICEF’e 1992-2012 dönemleri arasında çocuk hakları ve güç koşullardaki çocuklar konusunda danışmanlık yapmış. Özellikle şiddet konusunda akademik çalışmalar yapan Polat’ın Adli Tıp, Şiddet, Adli Bilirkişilik, Tıbbi Uygulama Hataları, Kriminoloji, Çocuk Hakları, Çocuk İstismarı, Sokak Çocukları konularında yayınlanmış 18 kitabı, ulusal ve uluslararası 120’yi geçkin çalışması mevcut.

Değerli hocamız sunumuna öncelikle Türk insanının bir profilini çıkararak başladı.

Türk insanında baskın bir aidiyet duygusu vardı; bir dine, bir siyasi partiye veya bir spor takımına ait olmak gibi şeyleri fazlasıyla önemsiyordu. Bunun yanında sosyal tansiyon, gelecek kaygısı gibi nedenlerle sürekli bir güvensizlik hissi hakimdi Türk halkında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir