Mülteci Hukuku “Giriş Notu”

Esra Yılmaz Eren’in 13.12.2017 tarihli dersi ışığında

Öncelikle herkese merhaba, tatilin tadını çıkaran herkese iyi tatiller; adliye koridorlarında koşuşturanlara ise kolaylıklar dilerim.

Bu yazı aslında yeni bir içerik oluşturmaktan ziyade Esra Yılmaz Eren Hocamızın verdiği mülteci hukuk ders notlarının bir düzenlemesi niteliğindedir. Bu sebeple bu yazı çok derin bir araştırma içermemekle birlikte ders notlarına ek bazı bilgiler ile son yıllarda gündemdeki yeri ve önemi artan mülteci hukukuna dair bir giriş yazısı olarak düşünülebilir.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) , 14 Aralık 1950‘de Birleşmiş Milletler Genel Meclisi tarafından kurulmuştur. Bu büronun asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır.

Mülteci hukukuna ilişkin ilk uluslararası belge ise 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa Kıtası’nda ortaya çıkan göç hareketlerini düzenlemesi amacıyla ele alınan ancak sadece 01.01.1951 tarihinden önceki mültecilere dair hükümler içeren Cenevre Sözleşmesi’dir.. Sözleşmenin ilk maddesi bu sebeple yer ve zaman sınırlaması içermekteydi1. Ancak zamanla artan mülteci sorunu karşısında bu sınırlamayı kaldırmak ve diğer mültecilere de eşit hukuki statü kazandırmak amacı ile 1967 yılında Newyork Protokolü imzalanarak yer ve zaman sınırlaması kaldırılmıştır. Fakat bu sınırlamanın bir görünümü olarak devletlere “Çekince Koyma İmkanı” tanınmıştır. Bu hak devletlere yer sınırlandırmasını kaldırma veya kaldırmama seçenekleri sunmaktadır.

Türkiye yer sınırlandırılmasını kaldırmayan ülkelerdendir. Bu sebeple sadece Avrupa’dan mülteci kabul eder. Avrupa dışından gelen sığınmacılara ise başka bir ülkeye yerleşene kadar şartlı mülteci kategorisinde yer verir.


1 Ocak  1951.den  önce  meydana  gelen  olaylar  sonucunda  ve ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme  uğrayacağından  haklı  sebeplerle  korktuğu için    vatandaşı  olduğu    ülkenin  dışında  bulunan  ve  bu  ülkenin korumasından  yararlanamayan,  ya  da  söz  konusu  korku  nedeniyle, yararlanmak istemeyen; yahut tabiiyeti yoksa ve bu tür olaylar sonucu önceden  yaşadığı ikamet ülkesinin dışında  bulunan,  oraya  dönemeyen veya  söz  konusu  korku  nedeniyle  dönmek  istemeyen  her  şahsa uygulanacaktır. Birden fazla tabiiyeti olan bir kişi hakkındaki,  vatandaşı olduğu  ülke ifadesi, tabiiyetini haiz olduğu ülkelerden her birini kasteder ve bir kişi, haklı bir sebebe dayalı  bir korku olmaksızın, vatandaşı  olduğu  ülkelerden  birinin  korumasından  yararlanmıyorsa, vatandaşı olduğu  ülkenin  korumasından  mahrum  sayılmayacaktır.

B.(1) İşbu  Sözleşme’nin  amaçları  bakımından  kısım  A,  Madde 1.deki 1 Ocak 1951.den önce meydana gelen olaylar ifadesi ya,
   (a) .1 Ocak 1951.den önce Avrupa’da meydana gelen olaylar veya,
   (b) .1 Ocak 1951.den önce Avrupa’da veya başka bir yerde meydana gelen olaylar. anlamında anlaşılacak ve her taraf devlet bu Sözleşme’yi imzaladığı, tasdik ettiği veya ona katıldığı  sırada bu Sözleşme’ye göre taahhüt ettiği yükümlülükler bakımından bu ifadenin kapsamını belirten bir beyanda bulunacaktır.
   (2) a şıkkını kabul eden her taraf devlet, herhangi bir  zamanda Birleşmiş Milletler  Genel  Sekreteri’ne  göndereceği  bir  notla,  b  şıkkını kabul ettiğini duyurarak yükümlülüklerini genişletebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir