HAYVANLARIN HUKUKİ STATÜSÜ

A. Giriş:
   Modern siyasi ve ekonomik sistemlerin hemen hepsinde, hayvanlar açık açık sahiplerinin onlara yüklediği değerden başkaca bir değeri olmayan varlıklar olarak görülür.1 Bu metalaştırma elbetteki yeni olmayıp temeli uzak geçmişe dayanmaktadır. Örneğin ingilizce cattle (davar, mal) sözcüğü capital (sermaye) sözcüğüyle aynı kökten gelir ve bu iki sözcük pek çok Avrupa dilinde eşanlamlıdır. Dolayısıyla gerçekten de hayvanların eşya hukukuyla yakın bir ilişkisi bulunmaktadır. Belirtilmelidir ki bahsedilen metalaştırmada özellikle devletin hayvanı hukuken konumlandırması büyük önem taşımaktadır. Bu noktada 3 farklı görüş mevcuttur.

B. Hukuki Konumlandırmada Mevcut Görüşler:
1. Hayvanı Eşya Sayan Görüş:
   Mevcut görüşler arasında tarihi en eskiye dayanan, hayvanları bir eşyaymışçasına yorumlayan görüşe göre hayvanların mülkten bir farkı yoktur. Mülkiyet hakları kuramının başlıca mimarı olan John Locke bu durumu açıkça , eserinde2 dile getirmiştir. Çağdaşı çoğu kişi gibi ve dönemi gereği durumu dini bir çerçevede değerlendiren Locke, Tanrı’nın dünya ve kaynaklarını insanlığın tamamı için yarattığını ima eder ve bunun sonucu olarak da mülkiyet tartışmasına girer. İnsanlar dünya üzerinde bulunan kaynaklara ortaklaşa sahiplerse bir ‘’şeye’’3 nasıl sahip olunabilir sorusuyla yola çıkan Locke, bunun yalnızca belirli bir emek sonucu gerçekleşebileceğini söyler. Örneğin kişi, ormandaki ağaca ancak o ağacı kesip odun haline getirerek veya semerelerinden yararlanacaksa bakımını yaparak sahip olabilecektir.
   Bu açıklama hayvanlara uyarlandığında ise kişi, ancak bir hayvanın bakımını yapıp ihtiyaçlarını giderirse o hayvana sahip olabilecektir. Peki bu sahiplik neyi içermektedir? Yani kişi, bakımını yaptığı hayvana her türlü muameleyi yapabilecek midir? Bu durumda ise hayvanı eşya sayan görüşün savunucuları, ahlakı ön plana çıkarmıştır. Yani ahlaki gerekliliklerden ötürü hayvana kötü muamele yapılmamalı ve bunun için de belli düzenlemeler yapılmalıdır. Fakat dikkat edilmesi gerekir ki bu durumda hayvanın korunması -hayvana eziyet edilmemesi- yalnızca bir ahlaki ödev olarak nitelendirilmiş olmakta ve sadece sahip olunan hayvan bakımından yoruma açık hale gelmektedir. Elbette ki yararlanılan hayvan bakımından böyle bir ödeve sahip olmak gayet doğaldır. Fakat bunun sonucunda sahipsiz hayvanların durumu nasıl açıklanacaktır? Bu halde hayvanı eşya sayan görüşün savunucuları sahipsiz hayvanların korunmasını “insancıl çevrecilik” kavramı altına sokmuş ve hayvanları tamamen ikinci plana atmışlardır.4 Bu kavrama göre çevre, insanların ortak malvarlığı olması nedeniyle korunmalı, içerisinde bulunan hayvan ve bitkiler de bu nedenle gözetilmelidir.


1 Hayvan Haklarına Giriş, GARY L. FRACİONE, sayfa 129-130
2 Yönetim Üzerine İkinci İnceleme, JOHN LOCKE
3 Kişilerin üzerinde hakimiyet kurabildiği ekonomik değeri ve maddi varlığı olabilen maddeler.
4 Hayvanın Hukuki Konumu, KOÇHİSARLIOĞLU, SÖĞÜTLÜ ERİŞGİN sayfa 2,3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir