BİR CUMHURİYET AYDINI MAHMUT ESAT BOZKURT ve BOZKURT LOTUS DAVASI

Bu aşamada devreye Fransız Maslahatgüzarı Pervejer girerek, Lotus gemisinin kaptanının tahliye edilmesi için Türkiye’ye bir nota vermiştir. Buna verilen cevapta konunun yargıya intikal ettiğinin, hükümetin hiçbir suretle yargıya müdahale edemeyeceğini vurgulayarak ancak istenilirse konunun Uluslararası Lahey Adalet Divanı’nda sonuçlandırılabileceği Türk yetkililerince teklif edilmiştir.

Bu teklife Fransa’nın da onay vermesiyle Lahey Adalet Divanı’na bir tahkimname hazırlanarak başvurulmasına karar verilmiştir. Tabii olarak Lahey’de verilecek olan karar Türk Mahkemelerinin Fransız Kaptanını yargılama hakkına sahip olup olmadığının tespitidir. Bu karardan sonra da Bozkurt ve Lotus gemilerinin kaptanlarının yargılanması İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmiştir.

7 Eylül 1926 günü mahkemenin ikinci celsesi başlamıştır.

İkinci celsede bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlar görüşülmüştür. Mahkemeye sunulan raporlarda Fransız kaptanı Jean Demons ve Türk kaptan Hasan Bey’in kaza sırasında yanlış davrandıkları ve kazadan birlikte sorumlu tutulmaları gerektiği belirtilmiştir.

Fransız kaptan Demons raporun mahkemede görüşülmesinden sonra mahkeme heyetine bir dilekçe ile başvuruda bulunarak tutuksuz yargılanmak istediğini belirtmiştir. Mahkeme bu isteği Başsavcılığa havale ettikten sonra Başsavcılık ise gerekli kefalet bedelinin ödenmesi durumunda tutuksuz yargılamanın mümkün olabileceğine karar vermiştir.6 bin liralık nakdi kefalet ücretiyle Lotus Kaptanı 13 Eylül günü tahliye edilmiştir.

Mahkeme 15 Eylül 1926 tarihinde Fransız kaptanı 80 gün hapis ve 22 lira para cezasına, Hasan Kaptan’ı ise 4 ay hapis ve 33 lira para cezasına çarptırmıştır.

Bu karardan sonra ise davanın uluslararası hukuku ilgilendiren kısmı önem kazanmıştır. Türkiye’nin de önerdiği gibi Lahey Adalet Divanı’na başvurmak için Türkiye ile bir tahkimname hazırlanması üzerinde mutabakata varan Fransız makamları, bu tahkimnamenin yazılması için bir ekip hazırlamış ardından Türk makamlarını Cenevre’ye davet ederek tahkimnamenin bir an önce yazılarak davayı Uluslararası Lahey Adalet Divanın’na götürmek istemişlerdir. Fransa’nın bu çağrısı üzerine Türkiye’de Divan’a gidip gitmeme konusunda bir tartışma baş göstermiştir. Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey Lahey’e gidip uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin haklılığını göstermek istiyordu ancak bunun için öncelikle dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’den izin alınması gerekiyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir