Bastiat’ın Hukuku

Belki farklı bir yazıda sadece, onun kısa ama öz hayatına neler sığdırdığı, kimlerden etkilendiği, kimleri etkilediği, biz liberaller için neden bu kadar önemli olduğu kaleme alınabilir. Fakat ben bugün onu hiç tanımayanlar için kısaca özgeçmişinden bahsetmekle yetineceğim.

Güney Fransa’nın İspanya sınırına yakın denilebilecek bir yerinde, o zamanlar çok da büyük bir kasaba olmayan Bayonne’de 1801’de doğdu Bastiat. Babası Pierre Bastiat, İspanya ile ticaret yapan bir tacirdi. Doğduğu yere göre Fransa’nın daha doğusunda kalan Soreze’de eğitim gördü. Henüz genç yaşlarda aile şirketlerinde ticaretle uğraştı. 1831’de Mugron’da hakimlik yaptı. Ölümünden dört yıl önce, yani 1846’da, Paris’e taşındı ve İngiliz reformistlerini izleyerek ülke çapında bir serbest ticaret derneği kurdu. Ardından bir serbest ticaret gazetesi olan Le Libre Echange gazetesini çıkardı. Sırasıyla kurucu mecliste ve yasama meclisinde milletvekilliği yaptı. 1850 yılında Roma’da, üzerinde çalıştığı Economic Harmonies kitabına son halini veremeden tüberkülozdan vefat etti.

Yazının başlığına Bastiat’ın hukuku dememin sebebi, kitabı okuyunca çok daha kolay anlaşılıyor. Çünkü Bastiat bu kitapta hukuk nedir, niçin vardır/ var olmalıdır, devlet baba kimdir, adil ve istikrarlı bir hükümet nasıl olmalıdır, evrensel oy nedir, yasal gasp nedir, nasıl ortaya çıkar, bunu ortadan kaldırmanın yolları nelerdir gibi sorulara bireysellik, hürriyet ve mülkiyet ekseninde, daha önce benzerine çok da fazla rastlamadığımız tarzda cevaplar vererek kendi hukuk anlayışını net bir biçimde ortaya koyuyor. Çünkü ona göre günümüzdeki politikacıların sanatlı kurnaz söylemlerini bir kenara bırakırsak, Tanrı’nın armağanı bu üç unsur, bütün insan yapımı yasalardan önce gelir ve onlardan üstündür.

Bireysellik, özgürlük ve mülkiyet, insanlar yasa yaptığı için var değildir. Bilakis, hâlihazırda bulunan bu üç unsur insanı yasa yapmaya sevk etmiştir.

Bastiat’a göre en kısa tabiriyle hukuk bireyin meşru müdafaa hakkının toplumsal örgütlenmesidir. Bunu şöyle açıklar Bastiat “Hepimiz bireyselliğimizi, özgürlüğümüzü ve mülkiyetimizi koruma hakkını tanrısal bir ilhamdan almaktayız. Zira bu haklar hayatın üç temel unsuru olup, birinin korunması diğerlerinin korunmasına bağlıdır.

Eğer herkesin -güç kullanarak bile olsa-  bireyselliğini, özgürlüğünü ve mülkiyetini koruma hakkı varsa bir insan grubunun da bu haklarını daimi olarak korumak adına birlikte anlaşarak ortak bir güç oluşturma hakları vardır diyebiliriz. Bu nedenle toplumsal bir hakkın varlık nedeni ilkesel olarak bireysel haklara dayanmaktadır. Dolayısıyla toplumsal bir gücün, yerine geçtiği bireysel gücün temel ilkelerinden sapmaması beklenir. Demek oluyor ki bireysel bir gücün başka birisinin bireyselliğini, hürriyetini, mülkiyetini engelleme hakkı yoksa toplumsal (kolektif) bir gücün de bireyin veya herhangi bir sınıfın bu üç temel hakkına zarar verme meşruiyeti olamaz.”

Bu ilkelere dayalı bir toplumda hem düşünsel hem de fiziksel düzenin daha sağlıklı biçimde işleyebileceği kanaatinde olduğunu söylüyor Bastiat.  Ona göre böyle bir toplumda -siyasi şekli ne olursa  olsun- kabul edilebilecek en adil, en ekonomik, en basit, zulmetmeyen ve aynı şekilde süregiden bir yönetim olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir